Eyvah SARE evleniyor...

Bize İstanbul yolları gözüktü gene fakat bu sefer hayırlı bir iş için gidiyoruz. Sare Evleniyor hemde Rüzgar'ın halası kaan ile...

Kaan Rüzgar'ın favori isimlerindendir, Sare ise benim can yoldaşlarımdan her yola birlikte yürüyeceklerimden, ortağım, kardeşimdir.

Gelelim maceraya her zaman ki gibi babamız seyirde ve biz ikimiz gene maceralı hazırlığımıza başladık öylemi yapsak böylemi yapsak şöyle mi gitsek acaba bu sevdadan vazgeçsekte gitmesek mi diye diye aldık biletlerimizi aslında macera rüzgarla yapılıcak olan yolculukta değil İstanbul'da arabasız olmak nereye nasıl gidicez bavullarla heyecanı neyse çözdük onuda teyzem sağolsun İstanbul'da kaldığımız sürece şöförlüğümüze talip oldu...

O zaman tamam hadi çıkalım yola İzmir'de havaalanına geldik rüzgar her zaman ki gibi girer girmez hava alanına koşmaya başladı rengarenk direklere doğru apar topar koştum arkasından,
-gel bavulumuzu verelim istediğini yapıcaksın zar zor ikna ettikten sonra gittik chek-in yapmaya verdik bavulu sonra başladık köşe kapmaca oynamaya... etkinliklere dahil olmaya:)
Zaman geldi hadi uçağa gidiyoruz, kontrollerden geçtik içeri girdik tabi en sıkıntısı burada bekleme anı hadi uçağa binelim, hadi gidelim beyninizi yer bitirir o anda içerisi leş gibi sıcak tıklım tıklım ve acı anons gelir rotarı yedik! öyle yukarıdan söylemek kolay sıkıyorsa cama yapışmış uçağa bineceğini sanan çocuğu gelde ikna et hadi başladık gene o kalabalık arasında pardon, kusura bakmayın diye diye köşe kapmaca oynamaya... Bir ara Rüzgar alakasız bir yere doğru Boby diyerek koşmaya başladı bendeki miyop astiğmat ile gördüğüm tek şey zenci bir genç, oğlummmmm gelll diye diye bir gittim ki gerçekten Boby Dixon önce ki basket yazısından da hatırlarsanız Rüzgar'ın Favori basketçisi dibine girmiş çocuğun ona Türkçe bişeyler anlatıyor bizimkisi oda her zaman yaptığı gibi gülümsüyor sadece :)

Daha fazla rahatsız etmemek için aldım Rüzgar'ı biraz ileride oyun oynuyoruz ama durmak ne mümkün bu sefer uzaktan hello diye bağırıp el sallama, öpücük yollama yakınından geçerken Boby diye bağırmalar Alahtan süre doldu ve uçak geldi de adam da rahat etti :)) 


 Ve İstabul'a hoşgeldik taşı toprağı altın olmasada ben çok seviyorum memleketimi bana dinçlik veriyor kendime getiriyor İzmir'de o kadar alıştık ki rahatlığa medeni insanlara burada acele etmezsen ezilir gidersin aralarda kimse dönüpte yüzüne bakmaz dedim ya taşı toprağı altın falan değil canım vicdansız memleketim benim.

Teyzem karşıladı havaalanından bizi, sarılmaca öpüşmece atladık arabaya bizi evde İdil bekliyor Rüzgar çok heyecanlı tabi bende. Çünkü İdil yanımızda olduğunda ben dinlenebiliyorum bizimki dibinden ayrılmadığı için bende nefes alıyorum tabi İdil bu durumdan zaman zaman şikayatçi olsada oda bayılıyor Rüzgara :)







Biraz dinlendik sonra hazırlandık akşama annemleride aldık kınaya gittik tabi trafikten ne bacak kaldı nede can unutmuşum trafikle savaşmayıda.

Kınaları hiç sevmem tamamen gereksiz olaylardır tamamen aile baskısı ile yapılır bir takım saçma kadınlarda toplanır oynarlar anlamsızca gelin zaten naptığını bilmeksizin hareket eder. Mesela Sare kalk iki göbek at desen ben yapamam asla aaaaa der ama kınasında farkında bile olmaksızın ne oynadığını, müzikle aynı ritmi tutturuyormuyum acaba bile demeden oynuyordu ortada. Hatta bir ara müzik yoktu ama onu elleri havada oynar vaziyette bile gördüm.

Burada da en çok eğlenenler tabii sare dışında :)) çocuklardı. Bizim ki kendine gene bulmuş bir kızı adı rabia çılğınlar gibi eğleniyorlar :)) Rabia da aslında hayat kurtarıcı idi çünkü onu görmeden önce tepemden inmiyordu ayağında koca topuklar kucağında dana gibi bir çocukla zaten eğlenmek ne mümkün. bende zaten verdim kendiğimi müziğe geçtim bilgisayarın başına o istek senin bu istek benim çalıyorken saat dolmuş müziği kes sinyali geldi ama dedim ya kadınlar göbek atmalara doyamıyor kapatıyorsun aç diyorlar son diye diye bitirdik göbek havalarını haydi herkes şimdi versin kendini İstanbul sokaklarının trafiğine...







Ve büyük gün en iyi arkadaşım evleniyor. hazırlıklar başlasın kuaför makyaj zart zurt hızlı hızlı hazırlandık ve çıktık yola şöför gene her zaman ki gibi teyzem hava inanılmaz sıcak rüzgar arabada sızdı iyi en kötü ben nikaha girerim uyanıncada siz gelirsiniz diye konuşuyoruz aramızda.

Nikah Kadıköy evlendirme dairesinde bizde Tuzladan geliyoruz gene trafik, ucu ucuna yetişicem olsun ben iner koşarım yetişirim diyorum Göztepe'ye geldik çok az kaldı vakit ve trafik kilit kafamda deli sorular yürüsen olmaz bu elbise ve ayakkabılarla kaldık saatten gözümü ayıramıyorum sinirlerim bozulmaya başladı gıdım gıdım gitti tam da evlendirme dairesinin karşısında attım kendimi artık, topladım etekleri başladım koşmaya bilinçsizce salona bir girdim ki alakasız tipler burası değil bir kapıdan çıktım koridorda tanıdık yüzler ilk önce yüzüm güldü insanlar yeni giriyor sandım kafamı çevirmem ile ağlamam bir oldu çünkü taaaa İzmir'den binbir sıkıntıyla geldim sonuç trafik yüzünden nikaha yetişemedim her ne kadar ağlama deselerde tutamıyorum kendimi neyse toparladım kendimi beni öyle görmesinler diye güya onlara sarıldım gene salya sümük... 






















Eyvah SARE evlendi ama biz göremedik :(((

Arkamıza baka baka boynumuz bükük döndük İzmire

Çok Mutlu olun daimi olsun işallah.