Kurban Bayramı...

Bu bayramı tam bir tatil havasında geçirdik. 3 aile çoluk çombalak toplanıp butik bir otele gidip şömine karşısında şarap içip dinleniriz diye planlamıştık ki sonra çocuklarla bu fikrin çok saçma olduğunu, çok sıkıntı yaşıycağımızı düşünüp Balatacı ailesi'nin Özdere'de ki yazlıklarına gitmeye karar verdik. Çok isabetli bir karardı hepimiz için çünkü hava soğuk olmasına rağmen bir çok zamanımızı bahçede geçirdik. çocukların saat 21'de uyumasıyla bizimde şömine karşısında kağıt oynama keyfimiz başlıyordu. Mangal, nargile de eklenince tadından yenmez hale geliyordu.

Bayram süresi bizim içinde bi nevi kültür gezisine dönüştü. Her sabah yakın civarları gezmek için yola koyuluyor akşam tekrar Özdere'ye dönüyorduk. Gezelim görelim duraklarımız şöyleydi;
*Şirince, Selçuk
*Kuşadası


Çirkince değil Şirince ...

Şirince, İzmir'in Selçuk ilçesine bağlı ve Selçuk'a 8 km mesafede tarihi mimarisi korunmayı başarılmış turistik bir köydür.

Özgün adı olan Kırkınca'nın efsanevi bir çağda dağlara vuran kırk kişiye atfen verildiği rivayet edilir. Rum telaffuzunda Kirkice, Kirkince ve nihayet Çirkince gibi biçimler alan bu ad, Cumhuriyet'in ilk yıllarında dönemin İzmir valisi Kazım Dirik'in talimatıyla Şirince şeklinde resmileştirilmiştir. nüfusu 687 kişidir.

19. yüzyılda, özellikle ihracata yönelik incir üretimiyle ünlü, 1800 haneli bir Rum kasabasıydı. 1923'te Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi sonucu Rumların ayrılmasıyla (çoğu Katerini'nin Nea Efesos köyüne yerleşmiştir), Kavala'nın Müştiyan (Moustheni) ve Somokol (Domatia) köylerinden gelen mübadillerle iskân edilmiştir. Köyün evvelce bağ, incir, zeytinciliğe dayalı olan ekonomisi, bir tütün bölgesinden gelen yeni sakinlerinin elinde bir süre sekteye uğramış, ancak son yıllarda artan turistik önemine paralel olarak, bu sektörler yeniden gelişmeye başlamıştır. Bağcılık ve zeytinciliğin yanı sıra, şeftali, incir, elma, ceviz ve kiraz yetiştirilir. 1950'li yıllarda 2000-3000 civarında iken sonradan 700'e kadar düşen köy nüfusu, 1990'lı yıllardan itibaren turizmin gelişmesiyle birlikte tekrar yükseliş eğilimi içine girmiştir. Köyde halen bazı Rum evleri pansiyon olarak hizmet vermektedir.

Şirince'de üretilen zeytin yağları güney ege'de üretilen en iyi zeytin yağları olup yüksek aroma değerlerine ve düşük asit değerlerine sahiptir.

Köy içinde harap durumda olan iki Rum kilisesi bulunmaktadır. Ayrıca Tarihi Mimari Yapısı Korunmaktadır.
 Kaynak.Vikipedi, özgür ansiklopedi


Gelelim bizim Şirince turumuza.  

ilk durağımız şirin köye girer girmez solda yerini almış buram buram tarih kokan görkemli  binasıyla Şirince Artemis Restaurant & Şarapevi’di.  
 Kuruluşu MS 5. yy’a kadar inen bu eski Rum köyündeki restoranın yapılış tarihi 1849 olarak tahmin edilmektedir. Restorasyonu önce kültür bakanlığı tarafından başlatılmış,daha sonra turizm bakanlığı tarafından 1998 yılında köy mimarisine sadık kalınarak tamamlanmış.İlkokul olarak inşa edilmiş iki katlı tesis Kapalı alanda ve bahçede toplam 700 kişiye aynı anda servis ve hizmet verebilen bir restoran Artemis. Muhteşem bir kahvaltısı var çeşit çok fazla, servis çok iyi ve hızlı o kadar kalabalık olmasına rağmen çok bekelemeden donatıyorlar sofranı fiyat ise gayet uygun.

Gelen çocuk konukları için mama sandalyeleri mevcut ve çocukların koşup oynayacağı alanda  yeterince büyük, çıkarkende hemen girişindeki şarap satış noktasınndan tadımını yapıp mükemmel mevye şaraplarını alıp geziye devam ediyorsun. çarşı içinde dantel satışından zeytinyağına sabununa kadar yöreye ait ürünler satılıyor bir çok şarap tadım yeri var gezi boyunca sarhoş olmadan çıkarsan ne ala :) 








Ertesi gün ki rotamızda Kuşadası oranın kısa tanıtımı ise şöyle;

Kuşadası'nın ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmemekte ise de, Efes'e bağlı Neopolis ismi ile İyonlar tarafından kurulduğu sanılmaktadır.
Şehir daha önce, Pilavtepe eteklerinde, Andızkulesi denilen yerde kurulmuştur. Bir müddet sonra Bizanslılara ait olan bu kıyılara Venedik ve Cenevizliler, ekonomik bakımdan egemen olmuşlardır. Ulaşım güçlükleri nedeni ile Kuşadası; Andızkulesi mevkiinden alınarak bugünkü yerinde Yeni İskele (Scala Nuova) adı ile kurulmuştur.
Kuşadası'nın adını verdiği Kuşadası Körfezi ve yakın çevresi, sanat ve kültür merkezleri olarak bilinmektedir ve ilk çağlardan beri birçok farklı medeniyeti barındırmıştır.
M.Ö. 3000 yıllarında Lelegler, M.Ö. 11.yy'da Aioller, M.Ö. 9.yy'da İyonlar bölgede hâkim olmuşlardır. Büyük Menderes ve Gediz ırmakları arasında kalan alan, antik çağlarda İyonya adını alır. Tüccar ve denizci olan İyonlar denizaşırı ticaret sayesinde kısa zamanda zenginleşmişler ve üstün bir politik güce sahip olmuşlardır. Tarihte "İyon Kolonileri" adını alan 12 şehir kurmuşlardır.[kaynak belirtilmeli]
Kuşadası, antik çağlarda Anadolu'nun Akdeniz'e açılan başlıca limanlarından biri idi. O devirde Neopolis adı ile anılıyordu. M.Ö. 7.yy.da başkentleri Sardes olan Lidyalılar yöreye hâkim olmuşlardır.
M.Ö. 546'da başlayan Pers hâkimiyeti, M.Ö. 334'de Büyük İskender'in tüm Anadolu'yu ele geçirmesine kadar devam eder. Bundan sonra Anadolu'da Grek medeniyeti ile yerli Anadolu medeniyetinin sentezi olarak yepyeni bir çağ, yepyeni bir sanat ve kültür anlayışı hakim olur ve bu çağ "Helenistik Çağ" adı ile anılır. Efes, Milet, Priene ve Didim bu devrin en ünlü şehirleridir.
M.Ö. 2. yy.da Romalılar yöreye egemen oldular. Hristiyanlığın ilk yıllarında, Meryem Ana'nın ve havarilerinden St. Jean'ın Efes'e gelip yerleşmesiyle burası bir dini merkez haline gelir. Miletus da Hristyanlık çağında Piskoposluk merkezidir. Bizans Çağında "Ania" adı ile anılır. Kuşadası, ortaçağda korsanlar tarafından kullanılan bir liman olmuştur. 15.yy.da, Venedikliler ve Cenevizliler zamanında şehir "Scala Nuova" adını alır.
Kaynak.Vikipedi, özgür ansiklopedi

 Kuşadasındaki durağımız ise Değirmen Restaurant 1995’den bu yana hizmet veren restaurant; aynı anda üçyüz kişiye kapalı veya açık ortamda servis verebilecek kapasitede. Yaz ve kış sürekli açık. Yazın doğanın her rengini yaşayabileceğiniz, en sıcak yaz gecelerinde bile akşamları sizi hafifçe ürperten serinliği ve açık ufkuyla bahçesinde; kışın şöminelerin sıcacık ısıttığı salonunda Ege mutfağının tadına varıyorsunuz.

Ha bir de Efes var ki oranın sadece otoparkını görmek nasip oldu çünkü içeriye araba girmiyor ve antik kenti gezmek için ciddi bir yol katetmek lazımmış tabi çocuklarla bunu yapmanın çok zor olduğuna kanaat getirince otoparkı ile yetinmeye karar verdik :))

Değirmen'in en önemli özelliği ekolojik çiftlik işletmesi kapısından girip arabanızı park ettiğiniz anda cennete geldiğinizi düşünüyorsunuz her köşesi ayrı güzel olan içinde küçük bir hayvanat bahçesi, Binicilik eğitim alanı, çocuk parkı, yürüyüş parkurları vs. 1 tam gününüzü hiç sıkılmadan geçiriceğiniz degirmende de muhteşem zaman geçirdik.

Hiç yorum yok: