Urlada Kahvaltı...

İzmir'in kahvaltı denilince akla ilk olarak Güzelbahçe, İnciraltı, Çiçekliköy, Yakaköy, Urla, Bostanlı gibi semtleri geliyor. Neredeyse her pazar hem yeni yerler görmek, hem de dostlarla birlikte olmak adına kahvaltıya gidiyoruz. Her zaman ki gibi Balatacı ailesinin de keşiflerimizde yeri büyüktür. Gittiğimiz yerlerin de Rüzgar'ın koşup oynayabileceği düz ve tehlikesiz yerler olmasına dikkat ediyoruz.

Şimdi durağımızdan bahsediyim size;
Yer: Urla
Mekan: Yörük Aile Evi

İzmir'e sadece 75 km mesafede. 2000 yılında kurulan tesis, günden güne gelişmiş, doğal güzellikleri, çevre düzenlemesiyle standardını oturtmuş, hem çocukları hem kendileri için gerçek doğal ortamda soluklanmak isteyen ailelerin uğrak yeri olmuş.

Yörük Aile Evi, güzel bir gün geçirmek isteyen herkes için, eşsiz tabiatı, saç kavurması, güveci ve ayranı, nefis lezzetteki kahvaltısı, gözleme ve pide çeşitleri ile neredeyse gününüzün tamamını orada geçirebiliyorsunuz.


Rüzgar gittiğimizde uyuyordu, gözünü açtığında etrafta bir sürü çocuğun koşuşturduğunu top oynadığını görünce mutluluktan ne yapıcağını şaşırdı.

Ama tabi ki kakası babası ve Fırat amcasıyla daha çok zaman geçirdi.













Dünya'ya Objektif'ten Bakmak!

Bugüne kadar fotoğraf makinesini her gördüğünde poz veren daha sonra çekilenlere bakıp gülümseyen  bebeğimiz fotoğraf makinasıyla tanışmanın şerefine erdi. Bundan sonra renkli dünyasına objektiften bakmak bizim için de çok keyifli olacak... Henüz olayın tam farkında olmadığı için yer gök ne bulursa çekiyor olsada, zaman geçtikçe çok iyi bir fotoğraf gözü olması dileği ile...



Büyüklere Özenmek!

Bizim de yeni takıntılarımız başlamış bulunmakta;
Yaz olduğu ve İzmir çok sıcak olduğu için genelde badileri ile gezen Rüzgar bu aralar sürekli kıyafetlerimizi alıp bize getirip giymemiz için diretiyor. İlk başlarda giyip onu mutlu ediyorduk daha sonraları giymiş gibi yapıp üstümüzde tutuyorduk olay çığrından çıkmaya başlıyınca artık kabul etmemeye başladık bu sefer de getirip kendisine giydirilmesini istiyor anlayacağınız illa birileri bişeyleri giyecek... 

İşte durum;



Mutfak!

Acıkan çocuk annesinden umudu kesip kendi sütünü kendisi yapmak için
mutfağa girerse olay hazin sonla sonuçlanır, anne mutfağı toplamaktan
helak olur çocuk açlığıyla kalır :)


Araç Tutkusu...

Bebekliğinden beri her gördüğü direksiyon, motorsiklet, tren,
gemi, uçak vs. gibi araçlara çıldırana Rüzgar denir. 



Teknolojik Bebe...














 "Bizim zamanımızda" diye başlardı büyüklerimiz bize bişey anlatırken. Galiba biz de büyüdük ve bizim de bi zamanımız oldu.
Evet bizim zamanımızda sokaklarda gecenin kör şafağına kadar oynamak vardı, bizim zamanımızda oyunlar kalabalık oynanırdı, bizim zamanımızda saklambaç, körebe, yakartop oynanırdı ya şimdi artık bebelere balon değil Ipad'ler, Ipodlar, Iphonelar var iyimi kötümü bilmem tartışılır bu konu ama teknolojiyi her zaman çok sevmişimdir çok heyecanlandırır beni. Rüzgar için de öyle olsa gerek olaya hemen adapte olup ne yapması gerektiğini ögrenip çok mutlu olabiliyor.

16. Ay


















Rüzgar hızla büyümeye devam ediyor. Artık yürümeyle yetinmiyor , yürürken ağır birşeyler taşımaya ya da yüksek biryerlere tırmanmaya çalışıyor.  Eğer başarısız olursa ağlamaya başlıyor dikkatini dağıtana kadar da susmuyor.  Top sektirdiğini düşünüyor. Merdiven gördüğüm yerden kaçıyorum çünkü iniş ve çıkışımız asla bir yerde bitmiyor sürekli “ıh ıh” deyip aynı şekilde tekrarlamak istiyor hani elimi tutsa beraber çıksak ona da razıyım ama cesaretli adamım el tutmayı da kabul etmiyor,  evdeki sandalye ve koltuklara tırmanma denemeleri  yapıyor... Biz de artık sandalyede oturmak istediğini düşünüp ikea’dan ona bir sandalye aldık ama nafile adam büyük tehlikeli sandalyelere oturmak istiyor. Kitap okuduğunuzda asla odaklanmıyor  benimle  birlikte sayfaları çevirmeye başlıyor kitabımızda böylece hemen bitiyor. 
 Artık kalemi gödüğümüz yerde alıp kapağını çıkarıp eline geçirdiği herşeyi ya da heryeri boyamaya çalıştığından bütün kıyafetleri “Miro”nun resimlerini andırıyor.
 Bu arada minik bir papağanımız oldu sürekli hareketlerimizi taklit eden söylediklerimizi söylemeye çalışan minik bir papağan ... Artık konuşurken ve birşey yaparken iki kere düşünüyoruz yanlış yapmamak adına.
Bebekliğinden beri çok sosyal olan Rüzgar bu sosyalliği abarttı sokaktan geçenlere el sallaması, gülmesi,  öpücükleri  insanlara temas etmesi  çok fazla arttı.
Konuşması, mimikleri ve iletişim kurmaya yönelik çeşitli hareketleri daha anlaşılır hale geldi. Sokaktaki köpeğimiz “Garip”le beraber evin içinde sürekli havlıyoruz. Ve istemediği herşeye "Hayır" anlamına gelen kafa sallamasına bayılıyorum.

Kelime dağarcığımız hareketlerden ibaret söylediğimiz 3-5 kelimede şöyle;
*Anne
*Baba
*Uf uf (süt)
*Fu (su)
*Ih ıh “(her hareketinin başında söylenir)
* Bo (Boran)
*Dede
*Mama
Ha bide pitiyah pitiyah bunun ne olduğu hakkında hiç bir fikrimiz yok arada kaptırıp soyle bir çümle kuruyor,
_anne, baba baba baba baba baba aaa pitiyah pitiyah  anlayan olursa tercüme ederse sevinirim.

Gelelim kötü huylarımıza bu ayda çok normal olduğu söylenen fakat acayip sinir bozan vurma tepkisi...Bbirine kızdığı anda bize yada tanıdığı,  nazının geçtiği en yakınında ki kişiye vurarak tepki gösteriyor. Yapma dediğim şeyleri gözümün içine baka baka tam tersini yapıyor. Gece uyku konusunu hiç açıpta içimi daraltmayı düşünmüyorum artık kabullendim galiba 3-5 nobetlerine… Gelecek maceralarda görüşmek dileği ile...