Park...

Olimpiyatköy'ün oyun parkında hergün en az 40 dakikamız geçiyor. Bir süre parkın abilerini izliyoruz, onlar koşuyor bizim ki çığlık atıyor... Daha sonra onların peşinden koşuyor, eğer çocuklar kartlarla oyun oynuyorsa gidip onların oyununa salça oluyor, eğer bisiklete biniyorlarsa mutlaka o da binmek için diretiyor (en büyüğü hangisiyse o )... Bazen de hiç birşey yapmadan uzaktan izliyor onları, onlara işaret parmağını sallıyarak "yaramazlar" yapıyor. Biz de bu yüzden onların adını "yaramaz abiler" koyduk. Sıkılınca izlemekten bu sefer kaymaya başlıyoruz. Nedense Rüzgar kaydırağa merdivenden çıkmayı bilmiyor, tüp kaydırağı tek başına tırmanıp ordan gerisin geri kayıyor... Malumunuz bunu da yaramaz abilerden öğrendi. Biraz kurtlu olduğumuz için parktan da sıkılıp minik köpekleri izliyor, onlarla oynuyoruz. Tabi bu da çok kısa sürüyor :) Programımızın son atraksiyonu da parkın yakınına yapılmış olan oturma yerlerindeki çakıl taşları ile oynamak. Nedense taşlarla sabaha kadar oynayabiliyoruz, hatta ordan ağlıya ağlıya uzaklaştırıyoruz... Ve böylece günlük park ritüelimizde son bulmuş oluyor...


Hiç yorum yok: