İSTANBULU TERK ETMEK

Ve İstanbul’u terk etme vakti geldi çattı... 5 Temmuz’da işten istifa ettim ve eşyalarımızı toplamaya başladık, en zoru da buymuş galiba. Rüzgar'ı babanesi bütün gün oyaladı, onun için de zor bir gündü. Hepimiz çok yorulduk, biraz da buruktuk, alışkanlık var tabi beş senelik evimiz... Rüzgar için tam güzel günler başlıyor derken, bambaşka bir ortama taşınacağız korkusu hala geçmedi bende...


Bakıcımız Gülnur’a, onun da hakkı bizde çoktur, veda ettik üzülerek Beykoz’daki dostlarımıza da veda ettikten sonra çıktık yola. Eşyalarımız önde biz arkada ...



YENİ YAŞAM...


Uzun uğraşlar ve yorucu zamanları geride bırakıp yerleştik elbirliği ile yeni evimize. Güzel bir ev oldu. Burada bize yoldaş olucak dostlarımız da ilk kıyaklarını yaptılar, güzel bir akşam yemeği daveti ile...Neşe, Fırat ve minik bebekleri Boran ile birlikte uzun ve güzel İzmir günleri bizi bekliyor...



İZMİR YOLCUSU KALMASIN

 Her zaman İzmir için “yaşanılacak yer burası” diye düşünürdüm. Fakat mevcut düzeni bozupta pılı pırtı toplayıp gitme fikrini hiç düşünmemiştim bile, ta ki kocam “tayinimiz İzmir'e çıktı” diyene kadar . İlk duyduğumda şok oldum, hatta abarttım ağladım bile...

 Her ne kadar iş arkadaşlarım telkin etmeye çalışsada taşınmak, işten ayrılmak daha önemlisi Rüzgar'ın daha yeni düzene girmiş hayatını altüst etme fikri beni çok korkutuyordu.
Rüzgar ve benim gitmemek gibi bir seçeneğimiz de vardı tabii ki fakat bu kadar bağlıyken babasına ne onu babasından ne de babasını Rüzgar’dan ayırmak doğru değildi. Yeni aile olmuşken daha önemli olan aile düzenini bozmamak adına başladık eşyaları toparlamaya...
 İzmir'e gideceğimizi duyduğumuz andan itibaren yaşayacağımız yer hakkında araştırmalar yapmaya başladık... Araştırmalarımızı, notlarımı birde babaannemizi alıp koyulduk yola. Rüzgar’ın son zamanlarda arabada durması zorlaştı, oto koltuğunda oturtmak bin dereden su getirmekten daha zor bir hal aldığı için yola gece çıktık. 

 Rüzgar’ın uykusunun en derin saatinde... Böylece ne o ne de ben yorulmadan 5 saat yolculuğumuzu tamamladık. İzmir'de babaannemizin bir arkadaşında kalacaktık böylece biz ev ararken babaanne ve arkadaşı eşlik edicekti Rüzgara. Umarım geri döndüğümüzde yorgunluktan bayılmış olmazlar...

 Hafta sonumuzu ev arayarak geçirdik kısa sürede İzmir'i talan ettik. Karşıyaka'yı köşe-bucak gezdik ve eledik, çünkü apartmanlar çok eski, dip dibe, bütün camlar demirlenmiş, otopark sorunu var... Adeta hapis hayatı...

 Rüzgarı hep ferah, özgür  yaşanılan evlerde büyütmek istiyorum koşsun, oynasın, atlasın, zıplasın ve kimsecikler kızmasın ... Ben öyle büyüdüm Ada sokaklarında çok güzel bir çocukluğum vardı. Kimse çocuğunuz çok bağırıyor, biraz dikkat edin demedi anneme, koşmasın evin içinde demedi...


 Sonuçta öyle bir ev bulduk. Her ne kadar uzak ve ulaşım problemi de olsa Rüzgar'ın mutlu büyüyeceği bir yerdi olimpiyat köyü evleri... Aslında orada oturmamızın bir nedeni de orda yaşıyan kuzenimin eşinin üniverisiteden arkadaşı olan Neşe, eşi Fırat ve dünya tatlısı melekleri Boran'dı... Onlarla güzel günler geçiriceğimize eminim.