Yeni Yıl 2012



Hamileliğim dışında her sene bizim evde düzenlenen bu geleneksel yılbaşı partimizi bu sene de İzmir de olamamıza rağmen bozmadık ve bizim evde yaptık. Rüzgar'ın 2. yeni yılı ve bütün sevdiklerimiz bizimle olucak eve sürekli birilerinin gelmesi onu çok şaşırtıyordu sevinciyle birlikte şımarıklığıda doğal olarak son noktadaydı iki gün boyunca oğlumu göremedim desem yeridir. Zaten hazırlıklardan görücek durumda da değildim.

Cumartesiye denk geliyordu yılbaşı ama genelde herkes İstanbul'dan geliceği için cumadan bir tayfa evde yerini aldı bende cuma günü yılbaşı ağacını kurdum evi hazırladım bir takım mezemi bitirmiş ertesi gün yapıcağım yemeklerinde malzemelerini hazırlamıştım malum menü kalabalık.



Cumartesi günüde geri kalan misafirlerimiz geldi herşey hazırdı yedik içtik eğlendik




Bu yılın Noel babası Boran bize çekiliş yaptırdı herkes hediyelerini aldı Rüzgar ve Boran hediye yağmuruna tutuldu.




Rüzgara Cüneyt amcası Süperman kıyafeti almıştı, Dayısı ananesi ve teyzesi oyuncaklar almış Ali ve Filiz aydede lambası Sare teyzesi çizim halısı Neşe ve Fırat araba babasıyla ben kıyafetler gizmo ve çağlar kardan adam vs... (hatırlayamadıklarım için kusura bakmayın lütfen)


Sıra Rüzgar'ın uyku saatine geldi işde o kısmı faciaydı 2 saat boyunca ben ayrı babası ayrı olmak üzere savaştık uyutmak için ama nafile. E haksızda değildi içerde herkes eğlenirken onun uyuması saçmaydı:) bizde sonunda pes ettik uykusu gelene kadar bırakalım oda eğlensin dedik dedikte adamın uykusu hiç gelmiyordu saat zaten 24 olmuştu oğlumuzla birlikte sarılarak öpüşerek girdik yeni yıla sonra bereketli yıl olsun diye herkes Nar patlattı kapı önünde... Yıl tatlı geçsin diye pasta kesildi.







Yol yorgunu olan insanlar bulduğu yere sızmaya başladı ilerleyen zamanda kumarbazlar hariç fakat bizim canavar ve küçük konuğumuz boran saat 3 olmasına rağmen hala dimdik ayaktalar (o kadar uyumayan çocuk ertesi gün bol bol uyumuştur diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz tam bir aptala döndü kolunu bile kımıldatamıyordu ve sürekli ağladı nerdeyse doktora götürücektik neymiş çocuk uykusu geldiğinde kendiliğinden yatmazmış bana sürekli bunu söyleyenlere bilgi olsun buda:))

Herkese bizi bu güzel yılda da yanlız bırakmadığınız için teşekkür ederiz...





Ay Dede

Şimdi size yeni bir çılgınlıktan bahsetmek istiyorum 'AYDEDE' herşey uykunun bastırdığı bir anda Luli.tv de çıkar aydedeli programla başladı. 'Aydede aydede' diye ağlamalar, gece uykusundan uyanıp aydede demeler, sabah gözünü açar açmaz aydede ile güne başlamalar. 

Böyle çılgın bir döneme girdiğimizde İzmir kazan ben kepçe heryerde aydede figürlü ne olursa almak için çırpınırken bir oyuncakçıda diyolog şöyle gelişti,

B. Merhaba Aydede figürlü ne varsa almak isterim 
S. Üzgünüm ama aydede figürlü hiç bir şeyimiz yok
(o sırada arkamda bir kadın kulaklarını dikmiş bizi dinliyor ve her anne gibi dayanamayıp AYDEDE sendromunuzmu başladı) dedi. Nasıl yani deyip şok oldum sendrom mu diye düşünürken kadın başından geçenleri anlattı ve bir iki tiyo verdi. Kadın da o dönemde çok aramış fakat bulamadığını görünce nazar boncuğunu ay dede diye yutturmuş. Bende hiç bir şey bulamıyınca bir ay dede görseli indirip akşam getirdim Rüzgara sevincini anlatamam size tabi daha sonralarında kandırılıcak figürü aradım oda yılbaşı olması sebebiyle heryerde satılan kardan adamdı artık oğlum kardan adama'da ay dede diyor bende bulduğum kardan adamları alıp oğluma bak sana ay dede aldım diye sevindirdim :))

















 Yılbaşında Rüzgara en güzel hediyede
Ali ve Filizden geldi ay dedeli gece lambası
böylece sorunumuz çözüldü ve odasında
her an gördüğü bir ay dedesi var artık :)

Kurban Bayramı...

Bu bayramı tam bir tatil havasında geçirdik. 3 aile çoluk çombalak toplanıp butik bir otele gidip şömine karşısında şarap içip dinleniriz diye planlamıştık ki sonra çocuklarla bu fikrin çok saçma olduğunu, çok sıkıntı yaşıycağımızı düşünüp Balatacı ailesi'nin Özdere'de ki yazlıklarına gitmeye karar verdik. Çok isabetli bir karardı hepimiz için çünkü hava soğuk olmasına rağmen bir çok zamanımızı bahçede geçirdik. çocukların saat 21'de uyumasıyla bizimde şömine karşısında kağıt oynama keyfimiz başlıyordu. Mangal, nargile de eklenince tadından yenmez hale geliyordu.

Bayram süresi bizim içinde bi nevi kültür gezisine dönüştü. Her sabah yakın civarları gezmek için yola koyuluyor akşam tekrar Özdere'ye dönüyorduk. Gezelim görelim duraklarımız şöyleydi;
*Şirince, Selçuk
*Kuşadası


Çirkince değil Şirince ...

Şirince, İzmir'in Selçuk ilçesine bağlı ve Selçuk'a 8 km mesafede tarihi mimarisi korunmayı başarılmış turistik bir köydür.

Özgün adı olan Kırkınca'nın efsanevi bir çağda dağlara vuran kırk kişiye atfen verildiği rivayet edilir. Rum telaffuzunda Kirkice, Kirkince ve nihayet Çirkince gibi biçimler alan bu ad, Cumhuriyet'in ilk yıllarında dönemin İzmir valisi Kazım Dirik'in talimatıyla Şirince şeklinde resmileştirilmiştir. nüfusu 687 kişidir.

19. yüzyılda, özellikle ihracata yönelik incir üretimiyle ünlü, 1800 haneli bir Rum kasabasıydı. 1923'te Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi sonucu Rumların ayrılmasıyla (çoğu Katerini'nin Nea Efesos köyüne yerleşmiştir), Kavala'nın Müştiyan (Moustheni) ve Somokol (Domatia) köylerinden gelen mübadillerle iskân edilmiştir. Köyün evvelce bağ, incir, zeytinciliğe dayalı olan ekonomisi, bir tütün bölgesinden gelen yeni sakinlerinin elinde bir süre sekteye uğramış, ancak son yıllarda artan turistik önemine paralel olarak, bu sektörler yeniden gelişmeye başlamıştır. Bağcılık ve zeytinciliğin yanı sıra, şeftali, incir, elma, ceviz ve kiraz yetiştirilir. 1950'li yıllarda 2000-3000 civarında iken sonradan 700'e kadar düşen köy nüfusu, 1990'lı yıllardan itibaren turizmin gelişmesiyle birlikte tekrar yükseliş eğilimi içine girmiştir. Köyde halen bazı Rum evleri pansiyon olarak hizmet vermektedir.

Şirince'de üretilen zeytin yağları güney ege'de üretilen en iyi zeytin yağları olup yüksek aroma değerlerine ve düşük asit değerlerine sahiptir.

Köy içinde harap durumda olan iki Rum kilisesi bulunmaktadır. Ayrıca Tarihi Mimari Yapısı Korunmaktadır.
 Kaynak.Vikipedi, özgür ansiklopedi


Gelelim bizim Şirince turumuza.  

ilk durağımız şirin köye girer girmez solda yerini almış buram buram tarih kokan görkemli  binasıyla Şirince Artemis Restaurant & Şarapevi’di.  
 Kuruluşu MS 5. yy’a kadar inen bu eski Rum köyündeki restoranın yapılış tarihi 1849 olarak tahmin edilmektedir. Restorasyonu önce kültür bakanlığı tarafından başlatılmış,daha sonra turizm bakanlığı tarafından 1998 yılında köy mimarisine sadık kalınarak tamamlanmış.İlkokul olarak inşa edilmiş iki katlı tesis Kapalı alanda ve bahçede toplam 700 kişiye aynı anda servis ve hizmet verebilen bir restoran Artemis. Muhteşem bir kahvaltısı var çeşit çok fazla, servis çok iyi ve hızlı o kadar kalabalık olmasına rağmen çok bekelemeden donatıyorlar sofranı fiyat ise gayet uygun.

Gelen çocuk konukları için mama sandalyeleri mevcut ve çocukların koşup oynayacağı alanda  yeterince büyük, çıkarkende hemen girişindeki şarap satış noktasınndan tadımını yapıp mükemmel mevye şaraplarını alıp geziye devam ediyorsun. çarşı içinde dantel satışından zeytinyağına sabununa kadar yöreye ait ürünler satılıyor bir çok şarap tadım yeri var gezi boyunca sarhoş olmadan çıkarsan ne ala :) 








Ertesi gün ki rotamızda Kuşadası oranın kısa tanıtımı ise şöyle;

Kuşadası'nın ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmemekte ise de, Efes'e bağlı Neopolis ismi ile İyonlar tarafından kurulduğu sanılmaktadır.
Şehir daha önce, Pilavtepe eteklerinde, Andızkulesi denilen yerde kurulmuştur. Bir müddet sonra Bizanslılara ait olan bu kıyılara Venedik ve Cenevizliler, ekonomik bakımdan egemen olmuşlardır. Ulaşım güçlükleri nedeni ile Kuşadası; Andızkulesi mevkiinden alınarak bugünkü yerinde Yeni İskele (Scala Nuova) adı ile kurulmuştur.
Kuşadası'nın adını verdiği Kuşadası Körfezi ve yakın çevresi, sanat ve kültür merkezleri olarak bilinmektedir ve ilk çağlardan beri birçok farklı medeniyeti barındırmıştır.
M.Ö. 3000 yıllarında Lelegler, M.Ö. 11.yy'da Aioller, M.Ö. 9.yy'da İyonlar bölgede hâkim olmuşlardır. Büyük Menderes ve Gediz ırmakları arasında kalan alan, antik çağlarda İyonya adını alır. Tüccar ve denizci olan İyonlar denizaşırı ticaret sayesinde kısa zamanda zenginleşmişler ve üstün bir politik güce sahip olmuşlardır. Tarihte "İyon Kolonileri" adını alan 12 şehir kurmuşlardır.[kaynak belirtilmeli]
Kuşadası, antik çağlarda Anadolu'nun Akdeniz'e açılan başlıca limanlarından biri idi. O devirde Neopolis adı ile anılıyordu. M.Ö. 7.yy.da başkentleri Sardes olan Lidyalılar yöreye hâkim olmuşlardır.
M.Ö. 546'da başlayan Pers hâkimiyeti, M.Ö. 334'de Büyük İskender'in tüm Anadolu'yu ele geçirmesine kadar devam eder. Bundan sonra Anadolu'da Grek medeniyeti ile yerli Anadolu medeniyetinin sentezi olarak yepyeni bir çağ, yepyeni bir sanat ve kültür anlayışı hakim olur ve bu çağ "Helenistik Çağ" adı ile anılır. Efes, Milet, Priene ve Didim bu devrin en ünlü şehirleridir.
M.Ö. 2. yy.da Romalılar yöreye egemen oldular. Hristiyanlığın ilk yıllarında, Meryem Ana'nın ve havarilerinden St. Jean'ın Efes'e gelip yerleşmesiyle burası bir dini merkez haline gelir. Miletus da Hristyanlık çağında Piskoposluk merkezidir. Bizans Çağında "Ania" adı ile anılır. Kuşadası, ortaçağda korsanlar tarafından kullanılan bir liman olmuştur. 15.yy.da, Venedikliler ve Cenevizliler zamanında şehir "Scala Nuova" adını alır.
Kaynak.Vikipedi, özgür ansiklopedi

 Kuşadasındaki durağımız ise Değirmen Restaurant 1995’den bu yana hizmet veren restaurant; aynı anda üçyüz kişiye kapalı veya açık ortamda servis verebilecek kapasitede. Yaz ve kış sürekli açık. Yazın doğanın her rengini yaşayabileceğiniz, en sıcak yaz gecelerinde bile akşamları sizi hafifçe ürperten serinliği ve açık ufkuyla bahçesinde; kışın şöminelerin sıcacık ısıttığı salonunda Ege mutfağının tadına varıyorsunuz.

Ha bir de Efes var ki oranın sadece otoparkını görmek nasip oldu çünkü içeriye araba girmiyor ve antik kenti gezmek için ciddi bir yol katetmek lazımmış tabi çocuklarla bunu yapmanın çok zor olduğuna kanaat getirince otoparkı ile yetinmeye karar verdik :))

Değirmen'in en önemli özelliği ekolojik çiftlik işletmesi kapısından girip arabanızı park ettiğiniz anda cennete geldiğinizi düşünüyorsunuz her köşesi ayrı güzel olan içinde küçük bir hayvanat bahçesi, Binicilik eğitim alanı, çocuk parkı, yürüyüş parkurları vs. 1 tam gününüzü hiç sıkılmadan geçiriceğiniz degirmende de muhteşem zaman geçirdik.

Beraber Uyumak

Rüzgar 3. ayından itibaren kendi yatağında uyur. (Bütün gece uyandıklarını sayınca uyuyor demek ne kadar doğru bilmem ama) 7. ayından sonra sabaha karşı yanımıza alıyor bizimle birlikte uyutmasına izin veriyoruz sabahta aynı yatakta uyanıyoruz. Bu hem Rüzgar'ı hemde bizi mutlu ediyor, bir sıkıntı hariç tabi bebekliğinden beri saçımı tutma gibi bir hastalığı var, buda demektir ki biz bir bütün şeklinde sarmaş dolaş uyuyoruz daha doğrusu Rüzgar uyuyor 
ben nöbet tutuyordum. Bu hiç değişmedi tek değişen Rüzgar irileşti ve artık bende onunla uyuyabiliyorum.

Babasını Gemi'de Ziyaret

Serdinç bu hafta sonu nöbetçiydi. Nöbet dediğimizde 3 gün eve gelinmiyor demek. Bu durum da bize de babamızı gemisinde ziyaret etmek görevi düşüyor.
Rüzgar'ın bu aralar taşıtlar ilgisini çektiği için  gemiyi gördüğünde ki sevinci anlatamam. Babası ile gemiyi gezdiler ve içerde ki çığlıkla verilen tepkiler süperdi :) İşte kaptan Rüzgarın durumu...



Cell_O_Rüzgar

Rüzgar Cell_O olursa...
İzmir Bornova Forum'da gezerken Rüzgar'ın uyku saatine denk geldi pusetinde o uyurken bizde rahat rahat alışverişimizi yaptık, kocamla kahvemizi içtik son durağımız Turkcell'e girdiğimizde de Rüzgar açtı gözlerini. Uyanır uyanmaz gülerek uyandığı için orda çalışanların kısa süreli maskotu oldu çalışanlara öpücük yollamalar, el sallamalar sonu hediyesi bu şapkaydı.


18. Ay

Rüzgar sürekli yeniliklerle bizi karşılıyor, çok eğlenceli ve akıllı bir çocuk oldu. Onunla oyun oynamak, onun kendi çapında konuşmalarını dinlemek bizi hem sevindiriyor hem de eğlendiriyor. Evimiz merdivenli olduğu için artık ufak yardımlarla merdiven çıkabiliyor. Evde işe yaramaz bir koridorumuz olduğunu düşünüyorduk, evden bağımsız saçma sapan yapılmış diye düşünüyorduk oysa ki o koridorun Rüzgar'ın top oynaması için yapıldığını  düşünemememişiz.
  

Yemek olayına gelince iki lafından biri mama adamı doyuramıyoruz ağzı boş duramıyor bide yedikleri yarasa hala cılız onun yediğini ben yesem 100 kiloyu çoktan görürdüm. Gerçi o kadar harekete de yemek dayanmaz oda ayrı bir konu...

Artık kendi yemeğini kendi yiyor tabi ortalığa döke saça yarısı ağzına diğer yarısı yerlere olsa da bundan büyük mutluluk duyuyor.
Sürek li bir kalem kağıt sevdası resim yapıyoruz şahserlerinden sergi açabilirim :)

Bir kaç kelimemiz artık daha net ve anlaşılır oldu bunlardan en güzeli ise babacım ve annem...
Kitap okumaya geç oldu ama sonunda alıştık çok direndim ve başardım İş bankası yayınları'nın hareketli kitapları bizim favorilerimiz.

Evde sürekli şekilde tornavida gövdesiyle geziyoruz uyku arkadaşı konusunu da başardım galiba tornavida gövdesi:)

Çok enteresan ağlama huylarımız var mesela "Kiraz Ağacı" şarkısı var Luli Tv'de onu her duyduğunda salya sümük ağlıyordu nedenini hiç bilmiyorum araştırdığımda ise şöyle bir açıklma buldum;

 "kiraz ağacı'nın en popüler japon halk şarkısı da bu adı taşıdığı ve bu çiçeğe övgüler taşır. Tokyo'da imparatorluk sarayı'nın etrafını çevreleyen yolda sakuralar açtiği zaman yürüyebilmek çok önemli bir olaydir ve mutlaka bir fotoğraf ile tespit edilmek zorundadir. ayrıca bahar aylarında japon tv leri hava durumundan önce sakura durumu bildiren programlar yaparlar hangi şehirde ne zaman bu çiçeklerin açacağı önceden halka duyurulur" Reenkarnasyon'u göz önünde bulundurursak eğer Rüzgar önceki hayatında nedir?

Uyku sorunumuz hala devam ediyor gece 2 saati geçirdiğinde hayırdır acaba neden uyanmadı acaba deyip kontrole gidiyoruz belkide uykusuzluğunu alıştık :)

Saçımı tutma tutkusu bitmek bilmiyor artıyorda geceleri uyandığında mutlaka saçımı tutmak istiyor her ne kadar dirensemde uykusu tamamen açılmaması için sonunda saçımı tutturmak zorunda kalıyorum.










Bahçe Arası / İnciraltı

İşte size yeni bir mekan daha Bahçe Arası;
Hedefleri çocuklu aileleri mutlu etmek olan Narlıdere'de, yeşilliklerin arasında güne güzel bir başlangıç yapmanızı sağlayacak Bahçe Arası.

 Bahçearası kahvaltı konusunda çok iyi, samimi bi ortamı var, lezzetli kahvaltısı ve en önemlisi de mekanı tamamen çocuklar için düzenlemiş olmaları. Kaydırak, salıncak, tranbolin, bisikletler, toplar derken çocukların da çok güzel zaman geçirmesi tek temennileri olduğunu söylüyorlar. minik de bir hayvanat bahçeleri var. Eğer canınız taze sıkılmış meyve suyu istersede tam yerindesiniz hemen agaçtan toplanıp sıkılıp getiriliyor.



Sasalı Hayvanat Bahçesi...

İzmir'de görülmeye değer bir doğal yaşam parkı SASALI. Hayvanların kendileri için özel olarak doğal ortamlarındakine benzer hazırlanan barınaklarda özgürce yaşadığı, binlerce ağaç ve bitki çeşitliliği ile kentin ve kentlinin nefes aldığı Doğal Yaşam Parkı, kısa sürede İzmir’in cazibe merkezlerinden biri haline gelmiş.

İzmir Doğal Yaşam Parkı 425 bin metrekare alan üzerinde 120'den fazla türde 1200'ü aşkın hayvanı barındırıyor.

Biz de güneşli bir pazar günü eşofmanlarımızı giyip çıktık yola. Rüzgar'ın bu hayvanları gördüğünde nasıl tepkiler vericeğini çok merak ediyorduk. Park'ın girişinde kocaman çok düzenli bir otopark alanı var arabanı oraya park edip biletini alıp giriyorsun içeri bilet dediğinde Öğrenci (İndirimli) girişi:50 Kuruş, Tam (Yetişkin) girişi : 2,5 TL İstanbulda olsa fiyatını düşünemiyorum bile!

İçeri girdiğinde bir kafeterya karşılıyor sizi Park alanının krokisi ile mutlaka yanınıza içeceğinizi ve atıştırmalık bişeyler alın çünkü alan çok büyük ve tek kafeterya var.

Tabii meşhur Bahadır'ı da unutmamak lazım 59 yaşındaki fil Bahadır'ı İzmir Fuarı'nın simgesi haline gelen, ölümü izmir hayvanseverleri üzüntüye boğan, gazetelere haber olmuş fil Bahadır'ın adını taşıyan bir hediyelik eşya dükkanı bulunmakta burdanda dönüşte eğer kalmışsa minik hediyeler amak mümkün.

Gelelim uzun ve keyifli gezimize;



-Gölet (Kuğular, Ördekler, Su Kuşları)



















-Mirket ve Yer Sincabı
-Gine Domuzları-Pelikanlar (Ak Pelikan ve Tepeli Pelikan)
-Tavus Kuşları
-Sülünler













-Afrika Savanı (Zürafalar, Zebralar, Su aygırları, Deve kuşları)











-Çocuk Hayvanat Bahçesi (Küçük atlar, Cüce keçiler, Kamerun koyunları, tavşanlar, tavuklar, hindiler, kara ve su kaplumbağaları)














-Ceylanlar
-Ala Geyikler
-Kızıl Geyikler
-Develer









-Kanatlı Barınağı - Aviary (Su kuşları, Ördekler, Leylekler, Keklikler)















-Yaban Keçileri
-Yırtıcı Kuşlar (Kartallar, Şahinler, Akbabalar, Baykuşlar)









-Papağanlar
-Kurtlar









-Ayılar












-Sırtlanlar












-Maymun Adaları (Monalar, Velvetler, Siyah Makaklar)










-Asya Filleri











-Tropik Merkez (Yılanlar, Kertenkeleler, Timsahlar, Kaplumbağalar, Balıklar, Macaw Papağanları, Halka Kuyruklu Lemurlar)





 








-Pumalar











-Aslanlar












-Kaplanlar












Bu kadar hayvan'ı Serdinç ve ben büyük hayranlıkla izlerken sevgili Rüzgar taş'a ağaca ilgi gösterdi o zaman anladık ki aslında biz kendimizi götürmüşüz Rüzgar'ı değil :)