Minik minik

 
 
 
 
 
 




Minik minik kolları düşmüş iki yanına
 
Dalmış pembe düşlere dünyalardan habersiz
 
Düşlerin getirdiği mutluluk olsun sana

Sevdiğin ve sevildiğin bir hayatı sür bebeğim

Günün günden güzel olsun

Evim Evim Güzel Evim ...



Ve Rüzgar evine dönüş yolunda ...



Evinde Onun için hazırlanan küçük bir odası var ...


















Ve Rüzgar evinde olmaktan çok mutlu gözüküyor ...
 

Sünnet

Eğer oğlum olursa doğar doğmaz sünnet ettirecektim. Çünkü yeni doğan sünnetinin önemini savunanlardanım.Daha sonradan yapılan sünnet yani buda 6 yaş sonrasıdır ki psikolojik soruna yol açtığını bir çok çocuğun yaşadıklarını dehşetle anlatmalarından biliyorum.Eşimle konuşup karar verip doktorumuza iletmiştik. Doğumunun 2.gününde oğluşumuzu erkekliğe ilk adımını atmak üzere yolladık ameliyathaneye, geri geldiğinde hiçbirşeyin farkında bile değildi. Hem sağlığı hemde psikolojisi açısından en iyi karardır "yeni doğan sünneti" ...


İlk Banyo "Hastane"

 Rüzgarı yıkayacaklarını ve benim de onlarla gidip nasıl yıkamam gerektiğini görmemi söylediler. Öncelikle oğlum gitti arkasından ben bebek odasının yolunu tuttum. Bebek odasına girdiğimde 2 hemşire oğlumu yemek üzereydiler ve Rüzgar halinden çok memnundu onlara şov yapıyordu "bence yıkanacağını anladı ve yıkamasınlar diye sırnaşıyordu" :))




Ama kimse onu dinlemedi 













Ve cumburlop küvete


Uyuda Büyü Minik

Rüzgar Annesinin ve Babasının Himayesinde

9 aylık bekleme süremiz bitti ve büyük buluşmayı gerçekleşti mis kokulu oğlumuz aramıza hoşgeldin ...
 


Rüzgar'ın Doğum Bilgileri

Hayata ve Anne'ye İlk Merhaba ...

Her şey bir minik merhaba öpücüğü ile başladı, bu asla anlatılamaz bir duygu. Şimdiye kadar hiçbir duygu beslemiyorken bir anda kucağıma verilen bu minik  şey dünyamı değiştirdi. O kadar masum ve o kadar muhtaçtı ki gururla ona baktım ve 'inanmıyorum' dedim. Mis gibi kokusuyla geldi hayatımıza ...


HOŞGELDİN bebek ...


Büyük Gün...

Bu iki yazı arasında benim hastanede doğuma giderken etrafımda bir sürü kişinin olduğu kafamda bone, mavi önlüklü fotoğraflarımın olması gerekiyordu dimi ...

Ne yazık ki yok, çünkü ne fotoğraf çekicek kimse vardı o anda nede el sallıycak kimseler ...

Her kontrolüm normaldi Rüzgar'ım sağlıklı ben gayet iyiyim, her sabah BÜYÜK GÜN bugün mü diyerek uyanıyorduk...

Doğum izinine "yeter artık git neredeyse burada doğuracaksın" diye gönderdiler beni işten 37. haftamda evde napıcam ben acaba bu kadar süre derken diye hayıflanırken doğum şekerleri, bavul o bu derken iznimin 1. haftasını bitirmiştim :)))

Her zamanki gibi sabah uyanıp bir tepsinin içinde 1 bardak süt, peynir, ekmek ile güya kahvaltımı ettim aldım laptopu koca göbegimin önüne neler olmuş bitmiş diye bakıcakken tuhaf bir sızı hissettim acaba bumu derken sürekli kendimi dinledim. O kadar derinden bir sızı ki belki belim ağrıyordur deyip hiç takmadım sonra tatlı bir uyku çöktü ve kıvrıldım koltuğun köşesine... Uyandığımda nişan gelmişti hemen Dr.'umuz Tanju beyi aradım, yemeği kes ve hemen gel dedi... Serdinç'i aradım gelmesini doktorun çağırdığını söyledim 25 Mayıs 2010 Salı günü saat 11.00'de Serdinç gelene kadar yatağımızı topladım, ortalığa göz attım varsa dağınıklık düzenledim... Serdinç geldi nolur-nolmaz diye bavulumuzuda bağaja koyduk ve hastaneye gitmeye hazırız bende gayet iyiyim hiç bir sıkıntım yok ...

Arabaya bindik Serdinç çok sevdiğim için bana Lounge Fm açtı gayet mutlu, huzurlu hatta fazla rahat giderken hastaneye, bir anda ben galiba tutamadım dedim çok utandım oysaki gayet suyum boşalmış sancılarımın sıklığı artmıştı fakat ben bunu çok az hissediyordum...

Sonun da hastane'ye ulaştık bankoya suyum geldi önce bi havlu kağıt almam lazım dediğimde dr. da dahil olmak üzere herkes daha hızlı hareket etmeye başladı oysa ki ben hala çok rahattım dr. sezeryan diyor ben inatla normal diye diretiyorum Rüzgar çok iri, inmemiş mahfolursun Nur diyor sürekli dr. Neyse en sonunda direnmemim bi anlamı olmadığını anladım ve bari epidural sezeryan olsun dedim bi nevi normal gibi bebeğimin doğum anını yaşayabilirim belki diye ....

Hazırlanmam için odaya götürdüler beni epiduralimi taktılar, mavi önlüğü giydirdiler, boneyi taktılar Serdinç'te bavulları getirmek için arabaya gitti, beni bu sırada sedyeye yatırdılar ve ameliyathaneye doğru götürdüler O yatakta hayatımın en uzun koridorundan geçtiğime en uzun asansör yolculuğunu yaptığıma eminim ameliyathanede ilk izlenimim çalan güzel fransızca müziklerdi ama onlar bile beni sakinleştiremiyordu o kadar heyecanlıydım ki karnıma ağrılar girmiş gibi hissediyordum...Duruldu ortam her şey hazırdı ama ben değildim ağlamamak için zor tutuyordum kendimi... "Serdinç" dedim sakın o gelmeden başlamayın. Kendimi çok yanlız hissettim kimsem yokmuş gibi gözlerimde birikmişti yaşlar "Eşiniz Hazırlanıyor" dedi bir ses rahatladım.




Ve ameliyathane'nin kapısından içeriye önce Dr. sonra Serdinç girdi işde o zaman kendimi hazır hissettim yanı başımda bekledi kocam gözlerimin içine bakıyordu oda heyecandan titriyordu. Sıkı sıkı tuttuk ellerimizi Dr. lar bizi rahatlatmak için sürekli konuşuyorlardı. Tosun bu tosun dedi Dr. Tanju benim Ohhh sesimle beraber . Eşimin gözlerinde ki mutluluğu gördüm... Sonra tiz bir sesle bir ağlama Hoşgeldin Rüzgar hayatımıza... Aşkımıza aşk kattın canım oğlum ...

Anne Karnından Hayata

Hayatta ki en büyük mucizelerden biridir bir canlıyı dünyaya getirmek, işte anne karnından hayata ay, ay takibi ...


Anne Karnında ve doğmasına ramak kala:  37. HAFTA